Memduh PaşaMEHMET MEMDUH PAŞA

İsmet Efendi Hz.lerinin mensuplarından olan Memduh Paşa 1839 senesinde İstanbul'da dünyaya gelmiştir. Vezir ve şair Kandiyeli Mazlum Paşa'nın oğludur. Rüşdiye tahsilinden sonra on beş yaşında Hariciye Mektupçu Kalemine girmiş, Abdülaziz'in cülusunda Mabeyn Katipliğine alınmıştır. Sonra Amedi Kalemine verildi. Maliye, Maarif, Sadaret Mektupçuluklarında ve Şura-yı Devlet Azalığında bulundu. 1887'de Konya, iki yıl sonra Sivas Valisi oldu. 1893'de Ankara Valisi iken vezir oldu ve 1895'te Dahiliye Nazırlığına getirildi.

Mutlakiyet devrinin son nazırlarının en itibarlılarından idi. "Sicn-i mümin olan bu alemde Yusuf Can, havf-ü halecandan nasıl rah-ı reha bulsun. Bela ihvandan gelince biganeden şikayet abesle iştigaldir" diyen Memduh Paşa Cenab-ı Hakkın kendisine nasip ettiği mevki ve makamı çekemeyenlerin, yaptığı hayırlı işlerden çıkarları zedelenenlerin düşmanlıklarından hiçbir zaman rahat bulamadı. Çünkü belaların en şiddetlisinin önce enbiyalar, sonra evliyalar, sonra bunların yolunda gidenler üzerine nazil olacağı haber verilmişti. O halde bu yola baş koyan Paşa merhum da bundan hali olmazdı. Madem ki Hak yoluna baş koymuştu ona Hak'tan gelene sabretmek düşerdi. "Hasılı, Hüda'nın veliy-yi kamili dahi alemde elemde bulunacağı nezd-i irfan penahilerinde müstagni-i ta'rif olmasıyla mü'minin, isabet-i sehm-i musibetten enin etmemek gerektir. Zira çend ruz şu feza-yı kazada dilsuz olmak mukteza-yı hikmet-i rabb-i rahim ve sebeb-i haruş-ı çeşme-i tesnim olduğundan, har har ruzigar ile gülşen-i bedende açılan her dağ-ı dert, bela keşan Kalubela için bağ-ı neiymde birer taze verd olur" demek düşerdi. Ona: "Tut ki gelmiş bela bela üzre, sabır Memduh emr-i Baridir" demek düşerdi.

Aleyhindeki iftiraların hiçbirine aldırmayarak kendisini on üç sene imparatorluğun içişleri bakanlığı gibi mühim bir görevde bulunduran Sultan Abdülhamid Han Cennetmekan, Memduh Paşa hakkındaki görüşlerini Siyasi Hatıratında şöyle dile getirir:

"Dahiliye nazırım Memduh Paşa hakkında pek ağır ithamlarda bulunuyorlar. Yabancı gazeteler de bu zavallı adama ateş açmışlar. Türkiye'nin şimdiye kadar sahip olduğu nazırlar arasında, en kabiliyetsizi ve en fazla para yiyeni diyorlar. Bir çokları da şimdiye kadar azletmiş olmam icap ettiğini söylüyorlar. Arzuları bana emrivaki yapmak. Fakat benim hiç de öyle bir niyetim yok. Çünkü ona zehirli oklarını saplamak isteyenlerin kim olduklarını gayet iyi biliyorum. Elimdeki bir rapora göre bu Paşa memuriyet ticaretini önleyebilmek için hususi komisyonlar kurmaya teşebbüs etmiş, düşmanlarını kızdıran da bu olmuş.Bütün bu entrikacılara verilecek en güzel cevap kendisini mükafatlandırmaktır. Ben de ona Osmanlıların en büyük nişanını vermek niyetindeyim."

Memduh Paşa Merhum 1908 inkılabında II.Abdülhamid'in bir çok adamıyla birlikte rüşvet ve jurnalcılık iftiralarıyla önce Büyükada'ya sonra Sakız'a sürüldü. Sakızada'da iken yazdığı iki gazeline şöyle başlar:

"Evvel olurdu ehl-i reca bir vezire bent
Şimdi vezerler ne aceb kim cezire bent
Sevmemişken müddet-i ömrümde hiç tür sakızı
Eyledi kısmet bana devran şu bed tür sakızı
Hatıra bintü'l ıneble sürdüğüm demler gelir,
Ağzıma aldıkça nazile o düther sakızı"

"Faik bize ihsan-ı Hüda damen-i İsmet" sözüyle bu alemdeki en büyük nimete, bir mürşid-i kamilin hizmetine kavuştuğuna işaret eden Memduh Paşa için hem Hak'tan gayrısından umut kesip yüz çevirmesine, hem de Hakk'ın lutfuna ulaşmasına sebep olan bu belalar birer nimetti. Zira:

"Eyler tulu'mah-ı münevver leyalde
Seyreyle nur-ı pak-i cemali celalde
Nakş-ı sivadır adem için dam-ı iptila
Tavus-ı huldi balı bıraktı vebalde
Ahir zaman ki oldu, kızılbaş devridir.
Hurşid sürh kalmada vakt-i zevalde
Manend-i andelib hezar olsa aşıkı
Çekmez o verd-i naz ta'bı mekr-ü alde
Lealli helak olur ab-ı zülalde
Bu unsur-ı türabdadır buy-ı marifet Faik"

Umumi af üzerine İstanbula dönen Memduh Paşa Boğaziçinde Kireçburnu'ndaki yalısında uzun müddet yaşadıktan sonra 1925 (H.1341) yılında 86 yaşında vefat etti. Mensup olduğu dergah-ı şerif bahçesine sırlandı.

Dervişliği, devlet adamlığı yanında kuvvetli bir şair de olan Memduh Paşa gençliğinde Faik mahlasıyla çok gazeller yazmıştır. 1872'de Esrar-ı Memduh isimli küçük bir risalesi neşredilmiştir. 1908'den sonra şiirlerini muhtevi divanı, mektuplarını muhtevi "Bedayi-i Âsar" ile "Esvat-ı Sudur", "Mir'at-ı Şuunat", "Hal'ler, İclaslar" "Tasvir-i Ahval", "Feveran-ı Ezman", "Yemen Hakkında Bazı Malumat", "Kuvvet-i İkbal" adlı risaleleri basılmıştır.

İsmet Efendi tekkeyi inşa ettiğinde o yıllarda henüz Bab-ı Ali'de katip olan Memduh Bey'i mütevelli tayin etmiş. İhvanların "Keşke bu vazife ile biz şereflense idik. Biz de pek ala bu işi başarabilirdik" şeklinde bazı düşünceleri gönüllerinden geçirdiklerini hissettiğinde:

- Memduh Bey ileride çok yüksek mevkilere gelecek. O zaman buraya büyük hizmetleri dokunur. Bu sebeple mütevelliliği ona verdik"

buyurmuş. Hakikaten de derece derece ilerleyerek bir müddet sonra dahiliye nazırlığına yükselmiştir.

Son Güncelleme
14.12.2003 21:00
     
  [ Site Haritası ] - [ Destek ] - [ Araçlar ] - [ Kullanım Hakları ]
[
Sık kullanılanlarınıza ekleyin ]
- [ Ana sayfanız yapın ]