|
1898'de Kavala'da dünyaya gelen ve 2004 yılı Mevlid Kandili'nin sabahında Alemlerin Efendi'sine kavuşan Beşiktaş'lı ya da sevenlerinin tabiriyle "Hüseyin Baba", Ahıskalı Ali Haydar Efendi Hazretlerinin en yakın gönüldaşlarından ve İsmet Efendi Dergahı'nda büyük emekleri ve hatırası olan bir şahsiyetti. İbadet coşkusuyla her sabah namazında Beşiktaş'tan Fatih'teki dergaha yürüyerek gitmesi ve hizmette bulunması, helal kazanç gayretiyle memleketinden çok uzaklarda ağır işlerde çalışması, eşsiz cömertliğinin gereği, emeği ile zar zor biriktirdiği parayı, gözünü kırpmadan hayır için harcaması, kendisini 100 yaşında dahi bastonsuz ve yardımsız yürüyebilme, gözlüksüz Kuran okuyabilme, hiç bir kalp-tansiyon vs. derdinden haberdar olmama, yakacağını dört kat yukarı kendisi çıkartacak kadar beden sıhhatine, neredeyse bir asır önceki olayları hatırlayacak zihin kuvvetine, ve her kesimden yüzlerce sevene sahip olabilme nimetlerine kavuşturdu.
Son senesinde yavaş yavaş yürümesi zorlaşsa da hayati tehlike arzedecek sıhhat problemi yoktu. Ne var ki kulağında sinsice ilerleyen yarayı iyileştirmek için yapılan ışın tedavisi bedenini bitkin düşürdü ve yaklaşık üç ayı aşkın süre yatmak zorunda kaldı. Ömrün başlangıcını da bitişini de tayin eden Allah (c.c.), bu asırlık ömrün tamamlanmasına da böyle bir vesile takdir etmişti. gün be gün hem kendisini, hem de çevresindekileri bu muvakkat vedaya hazırladı. Bu sürede son anına kadar ibadet gayretini bırakmadı ve son vakit olan sabah namazını dahi ima ile kıldı. Ve gün ağardıktan birkaç saat sonra açıkça anlaşılacak şekilde kelime-i şehadet getirerek emaneti teslim etti.
Kendisinin hayat hikayesini, hatıratını ve fikirlerini Aksiyon dergisinde Temmuz 2001'de yayınlanan söyleşiden, ve Ahıskalılar dergisinde Kasım 2002'de yayınlanan makaleden okuyabilirsiniz. Çok yakında da ses ve görüntü kayıtlarını bu sitede "Sohbet ve Söyleşi" kısmında bulacaksınız. |