Hadis-i şeriflerinde
peygamber efendimizde kalbi şöyle anlatmaktadır:
İyi bilmiş olun ki; vücutta
bir et parçası vardır; o iyi olursa bütün vücut iyi
olur, bozuk olursa bütün vücut bozuk olur. İyi bilmiş
olun ki, o et parçası, kalptir.(Buhari Muslim)
Yaşlı
kimsenin gönlü, iki şeyin sevgisine karşı gençtir:
Hayatın uzaması ve malın çokluğudur.(İmam Ahmet Tirmizi,
Hakim)
İnsan yaşlandıkça gözlerini
daha yücelere dikmelidir; kocadıkça koç olmaya çalışmalıdır
ve ölümsüz mutluluklara iletecek davranışlara yönelmelidir,
cennet hayatını dünyada yaşamaya başlamalıdır.
Bu hadisi şerif böyle
soylu ve yüce boyutlu aşk ve heyeceanlarla dolup taşmaya
heveslendirmektedir insanları...
Herşeyin bir şifası vardır.
Gönüllerin şifasıda Allah'ı anmaktır. İnsanlar, madii
ve manevi şifaya muhtaçtırlar. Allah'ın yaratmış oluduğu
bir çok şeyde çeşitli özellikler vardır: Bunlar, bedensel
hastalıklar için şifa araçlarıdır; Allah'ı anmak ise,
ruhsal hastalıkların giderilmesi için en birinci çaredir.(Deylemi, Kenuzül Hakaik)
Bu bakımdan; hayat ve
saadet pompalayan sağlam bir kalbe sahip olmak isteyen
akıllı kişiler, Allah'ı, aşk ve şevk ile anmaya devam
etmelidirler...
Bu hadis-i şerif, bu
büyük servete davet etmektedir herkesi....
Gönülleri, zaman zaman
dinlendirin, rahatlandırın.(Deylemi, Kenuzül Hakaik)
Bir insan, sürekli olarak
bir iş ile uğraşırsa yorulur, usanır, neşesi kaybolur.
Bunun için, dengeyi bozmamak gerekir. Mesela: Günah
ve zararlı olmayan şeylerle insan gönlünü zaman zaman
dinlendirmeli.
- Geziye
çıkmalı.
- Güzel
ses ve söz dinlemeli.
- Helal
olan ve kendine yarayan şeylerden yiyip içmeli.
- Güzel
sanatlarla uğraşmalı.
Gönlü, bu şekilde, rahatlandırmak,
hem sağlığa pek iyi gelir, hem de ibadetleri tam yapmaya
çok yardımcı olur.
Yüce Allah: Ben, kırık
kalplerin yanındayım.(Tirmizi, Gazali)
Ulu Allah'ın, kullarının
yanında olması: kullarına acımasıdır, iyilikte bulunmasıdır.
Çünkü, Allah'ın acıması ve iyiliği sonsuzdur.
Yüce Allah, kalpleri
kırık ve üzgün olan dertli insanları bağışlar ve nice
iyiliklere kavuşturur.Ancak; kaplerin kırık ve üzgün
olması, müslümanlığın müsade ettiği bir sebepten veya
bilmeyerek yapılan bir hatadan dolayı olmalıdır.
- Bir
müslümanın haksız yere uğradığı bir davranıştan kalbinin
kırılması
- Bir
annenin, ciğerparesi yavrusunu yitirmesinden ötürü
gönlünün acı ile dolması
- Bir
aşıkın sevgilisini mutluluğa doyurmadan ahirete yolcu
etmesi yüzünden kalbinin hasretle kavrulması
- Bir
müminin çevresinde gördüğü müslümanlık ve ahlak dışı
durumlar sebebiyle ruhunun sıkılması.
- Bir
gönül adamının, istediği kadar ibadet ve iyilikte
bulunamamasından doğan kalp burukluğu...
Ulu Allah; işte bu çeşit
kaygılarla, kırılan, burulan kalplerin sahiplerinin
yanındadır her yerde; düşürmez onları çaresiz derde.
Müftüler fetva versede,
sen fetvanı vicdanından al.(İmam Ahmet)
Haram mı , helal mi,
caiz mi, değil mi olduğunda şüphe edilmiş ve ihtilafa
düşülmüş şeylerden vicdan sorularak kaçınmak lazımdır.
Bazı noktalar var ki fetvaya gelir takvaya
gelmez. sözü,
bu hadis-i şeriften doğmuş olsa gerek.
Şüphesiz
ki yüce Allah; sizin ne kılıklarınıza ne de mallarınıza
bakar. Lakin O ancak; kalplerinize ve işlerinize
bakar.(Müslim)
Evet; Cenab-ı
Hakkın, rahmet ve muhabbet bakışı, temiz olan kaplere
ve öyle kaplerin meyvelerini oluşturan güzel işlere
gösterişsiz ibadetleredir.
|