Demek ki bilmemiz gereken şu: Biz kulluk bilincinde olmaz isek, her ne kadar fizik okumayı doğru yaparsak yapalım, Allah'ın imtihanı değişik şekillerde bizi bulur. O'nun bilgisi ve imtihan vesileleri, her zaman bizim bilgi seviyemizden ileride olacaktır. O halde kainatı hem fiziki açıdan, hem de manevi açıdan doğru ve tam okumalıyız.

Bu hususları neden hatırlatma ihtiyacını duyduk? Son bir kaç yüzyılda fizik alemdeki oluşumlarda pasif kalan İslam Ümmeti, kainatı okumakta ciddi sıkıntılar yaşamaktadır. Değişen dünya karşısında kendi düşünce temellerini ve dinamiklerini oluşturamadığı için, hayatın her alanında, ya fizik yani zahiri hikmetlere göz ve kulaklarını tıkayıp metafizik yani batıni hikmetlere sığınmakta, ya da batıl'ın köklerinde yeşermiş olan düşünce ve pratikleri, kendi hayatına adapte etmeye çalışmaktadır. Her iki yol da bizi selamete çıkaracak yollar değildir.

Denilebilir ki: Temeli Batıl'a dayalı düşünce ve pratiklere bulaşmaktansa, biz metafizik okumanın çerçevelediği alem içre kalalım, bize ne kainatın fiziki hikmetinden? Bizi ahirette "dünya ilmi mi" kurtaracak?

Ne yazık ki bu yol da diğeri gibi, sonuçta batıla gider! İşte sebebi: İslam ümmeti, bu dünya hayatını, her yönü ile dönüştürmekle mükelleftir. Hayatın her alanı, ilahi mesaj doğrultusunda tanımlanacak, ona göre pratikler geliştirilecekir. Her türlü bilgi, ilahi mesaj doğrultusunda dinamik bir şekilde inşa edilecektir. Eğer islam ümmeti, kainattaki fizik okumasını yapmaz ve bilgiyi İslami temeller üzerine inşa etmez ise, bu okumayı "birileri" yapar, bilgiyi o batıl temeller üzerine inşa eder ve sonra Müslümanın önüne getirir. İşte o noktada Müslüman mahkumdur artık. Hayatı, İslami bilgi ve pratikleri ile değil, diğerininki ile yaşamaya mahkum olur. Ve bu mahkumiyetinden suale çekilecektir.


[ yazdırın ]
[ kaydedin ]
[ başa dön ]
Son Güncelleme
10.04.2004 22:32
     
  [ Site Haritası ] - [ Destek ] - [ Araçlar ] - [ Kullanım Hakları ]
[
Sık kullanılanlarınıza ekleyin ]
- [ Ana sayfanız yapın ]