Evliyalığın başlangıcı fena fi'ş şeyh olmaktan ibarettir. Böyle bir fena ise fena fi'r rasul ve fena fillahın mukaddimesidir. Her kim istiğrak ve istihlaktan sonra fena fillah makamına ulaşırsa Allah'a ulaşmıştır. Böyle bir kimseye ehlullah denir. Çünkü gerçekten fena bulan bir kişi Cenab-ı Hakkın koruması ile ebedi olarak beşeri vasıflara döndürülmez. Böyle bir makam sahibi "Allah-ü Teala'nın zatından başka her şey helak olucudur" esrarını yalnız ilimle değil belki şühud ve meşhud meallah haliyle bilir. Kemal-i fenanın sonunda ise "beka billah" makamı ile şereflenip Allah'a ulaşan ve onu bilenlerden olur ve nur-ı ilahinin zuhuru şiddetinden ortağı ve benzeri olmayan zat-ı ecel tecelli eder. Bu makamda kişi baki billah olmakla kutb-ı evliyaullahtır. Bu makamdan sonras salik kulları irşad için seyr-i anillah makamında nüzul eder. Bu da Rasulullah'a (S.A.V) uymakla "Kemalat-ı Nübüvvet" ten hasıl olan esrardan alınan paydır. Ancak böyle bir makam rütbe yönüyle değil seyir yönüyledir. Ey Allah için olan kardeşlerimiz iyice biliniz ki böyle bir zat kutb-ı aktaptır ve ehlullahın ekmelindendir.

Bundan sonra "seyr-i billah" makamı ile şereflenirler. Ki bu seyr-i billah cihetinden "Kemalat-ı Risalet"'te hasıl olan esrardan olup sahibine rabbi, tecellilerin nuru üzerinde bir nur ve esrar-ı zatullahın sırrı ile tecelli eder. Bu mertebeye ulaşanlar "gavsü'l-halaik", "şemsü'l hakaik" ve "kutbü'l-irşad" dır. Bu manevi devletin edeplerini tahsil ancak Cenab-ı Hakk'ın fazlı ve keremi sayesinde mümkündür. "Bu, Allah'ın kullarından dilediğine verdiği lutfudur." Ki o kullar ehlullahtır. Şunu da bil ki Cenab-ı Bari "Bu gün size dininizi ikmal ettim, üzerinize olan nimetimi tamamladım" buyurmuştur. Cenab-ı Hakk'a yaklaşmak ancak tevfikat-ı sübhaniye sayesinde mümkün olur. Her gayret sonrası tevfike mazhariyet ancak fazl-ı ilahi ile müyesser olur. Bu malum olunca kemal ile Allah'a ulaşabilmemiz için durmadan çalışmamız, gayret sarfetmemiz ve edepleri gözetmemiz gerekir. Bildiğiniz gibi mürşid billaha kemali inkıyad ile teslim olmak lazımdır. Çünkü kemal-i ihlas ile mürşidin kalbine giren Allah'ın deryasına dalmış gibi olup emniyete kavuşmuştur. Bunun için ehlullah'ın kalplerine rabıta-i muhabbette bulununuz. Topluca bir marifet hasıl olduğu zaman kalbi zikre teşvik etmek ve kemal sıfatıyla muttasıf olan Allah-ı Azimuşşani "İsm-i Celal"i ile zikretmek lazımdır. Ta ki kalpte fena illallah ve fena fillah olsun. Mihrab-ı ruhaniden zikr-i sultanı zuhur edince huzur-ı ilahide dur. Böyle bir hal bazı saliklerde letaifleri ikmalden sonra ortaya çıkar. Bundan sonra "La ilahe illallah" kelime-i tayyibesini tek sayıda durarak haps-i nefes yoluyla, Efendimiz Aleyhisselamdan varid olduğu şekilde, bilinen sekiz şart ile zikretmelisiniz ki bu zikir nefy-i siva ve isbat-ı zatullah yoluyla "La maksude illallah" (Allah'tan başka maksut yoktur) mülahazasıyla olmalıdır. Seyr-i fillah mertebesinde ise "La mevcude illallah" (Allah'tan başka mevcut yoktur) kelimesini mülahaza etmeniz gerekir. Fena fillah nuruyla huzur bulduğunuzda bu kelimenin mulahazasına hacet yoktur. Şu halde siz bulunduğunuz hal ve mertebede durup zat-ı İlahinin tasarrufunu belirleyiniz. Bu sebepten Efendimiz aleyhissalatü vesselam "Tefekkür gibi ibadet yoktur" buyurmuştur. Ma'budu zikretmekten murad kalbin Allah'a yönelmesidir. Seyr-i masivallah ve evliyaullah'a bir lutuf olan istihlak fillah mertebesinde gaybet zuhur edince rabıta ile meşgul olma. Allah ile meşgul ol. Bu mertebede aded ile zikretmeye de gerek yoktur.

Allah'a vasıl olana dek bulunduğun halde durmalısın. Fena meydana geldiğinde Allah-ü Tealayı murakebe ve lisanen günde beşbin kere kelime-i tevhid zikriyle meşgul olmak gerekir ki fena tam olarak gerçekleşsin. Seyr-i billah makamının tamamında bu şekilde meşgul olunur. Adab-ı ehlullahı anlayınız! Maiyyet sırları ve akrabiyyet nurları zahir olunca lutf-u ilahi sayesinde Hakikat-i Muhammediyye'ye ulaşıncaya değin takatiniz miktarınca zikredip beş bin defa zikretmek sizin üzerinize farz değildir. Nafileler ve Kur'an-ı Kerim tilavetiyle de meşgul olmak lazımdır. İhlas ve Hz. Zatullah'a teveccüh üzerinize borçtur. Kim bu şekilde hareket ederse fazl-ı ilahi ile Allah yoluna ihda olunmuştur.

Size, yeryüzünde Allah'ın gölgesi, alemlerin sultanı, Müslümanların imamı, Allah'ın kullarının nuru olan Sultanımıza; evladıyla beraber tevfike mazhar olması, salahı, felahı, ömrünün uzunluğu; keza Allah'ın gölgesinin gölgeleri olan emirleri ve vezirleri için de daima duada bulunmanızı tavsiye ederim. Allahü Tealadan, Allah'ın düşmanları olan kafirler üzerine bunlara nusret nasib etmesini isteyiniz. Kudret-i Vehhab ve Lutfu İlahi sayesinde mürasele ve kitabet burada son buldu. Bunu kısa tuttuk. Allah rızası için benim kusuruma bakmayınız. Siz Allah yolunda refikimizsiniz. Allah için olan sevginizden dolayı bu mektubu acele olarak yazdım. Sizin için Cenab-ı Hak'tan tevfik-i tam ile muvaffak olmanızı taleb ederim. Sizden de bu miskin için sünnet-i seniyyeye uygunluğum, Allah'a mülaki olduğum halde hayatımı sona erdirme hususunda dualarınızı rica ederim.

Cenab-ı Hak'kın selamı rahmeti Allah'a vasıl oluncaya kadar devam üzere siz ve yanınızda bulunanlara olsun.

«« 1 2 3 4

[ yazdırın ]
[ kaydedin ]
[ başa dön ]
Son Güncelleme
14.12.2003 21:00
     
  [ Site Haritası ] - [ Destek ] - [ Araçlar ] - [ Kullanım Hakları ]
[
Sık kullanılanlarınıza ekleyin ]
- [ Ana sayfanız yapın ]