|
KİTABA
GÜZELLEME
İskender
PALA
Bir önsöz ile başladı Rahman olan Rab
kitabına, bir açılış diledi gönüllerde...
Eylül renkli Buzağı'nın öyküsüne Musa'nın
güz sarısı imtihanını sindirdi evvel, sonra İmran ailesinin
mümtaz macerasını anlattı. Kadınlar hakkında emretti
emrettiğince; gökten Sofra'lar indirdi İsa'ya indirdiğince.
Etinden ve sütünden ve gücünden haram ile helali ayırdı
Hayvanlar'ın.
A'raf'ta en ince kabuğundayken cennet
ile cehennem, Ganimetler paylaşıldı hak üzre. Bir Tevbe'nin
kanadında idi. Yunus'ta gördüğümüz iman, Ad ile İrem
üzre at sürdü Hud adlı bir sultan. Gönüller ferahı Yusuf
lirik bir aşk oluverdi Ken'an'da; korkunun ve umudun
şimşeğine bir Gök gürültüsüyle yandı yanan da.
Yad et o zamanı ki hani İbrahim Kabe'ye
ilk taşı koymuştu ve Hicr kentinden Semud ile Eykeliler
Lut'u yalanlayıp kovmuştu. Hatırla!.. Ne hoştur, renk
renk, çiçek çiçek ballarıyla bir Balarası; ne güzeldir
Mirac'da Gece yürüyüşüne çıkar gibi Kutlu Sevgili gece
yarısı. Hani yedi er vardı bir Mağara'da, bir de Kıtmir;
hani abide Meryem bir çocuk doğurmuştu ruşen-zamir?!..
Peygamberler aşkına!.. Kabe ve Zemzem
aşkına; hurma ile Hac aşkına... "Muhakkak ki Mü'minler
felaha ermişlerdir." Ve Nur ile küfrü Ayıran'dır
bu kitab; arz ile semada bu kitaba hayrandır her hitab.
Hiçbir kelam, hiçbir söz, eş olmaz bir harfine; Şairler
şöyle dursun, övgüsüne aciz kalır şiirler bile. Öyle
ya, Karınca Süleyman ile bahs edebilsin mi; Hikayeler
hakikate gidebilsin, Örümcek aslanı yedebilsin mi? Bu
kitab ki, Rum'un elbette mağlub olduğunu da, Lokman'ın
Secde ederek hitmetle dolduğunu da, Ordular'ın ahvalini
de, Sebe kentinin halini de bize dosdoğru anlattı. Bu
kitap ki, Yoktan Yaratan'a özge bir sanattı.
|