|
Saf saf duranlar aşkına!.. Ve Sad aşkına...
"Ve kafir olanlar, Bölük Bölük cehenneme sevk edilmişlerdir."
Mü'minse açıklayarak göğsündeki imanı, ve Danışarak
nefsindeki gümanı... Namazı dosdoğru kılarak ve Altın
ile mücevherlerden manevi süsler alarak girer yola.
Ne zifiri gölgeli alev saçan Duman'lar, ne Diz Çökenler
ve vuruşarak koşanlar, ne de Kum Tepeleri'nce zulümlere
batanlar onu döndürebilir yolundan. Övülmüş Elçi'dir
ki ona Feth'i müjdelerdi; altından ırmaklar akan Odalar
müjde verdi.
Tozu dumana katanlar aşkına!.. Tur
dağından Yıldız doğar, Ay çıkar. Rahman "Kıyam
et!" dediyse elbet Kıyamet çıkar. Dağlar pamuk
pamuk atılır çevremizde, Demirleri eriten Mücadele çatılır
çehremizde... Bir Toplanış'la toplandığında, İmtihan
olunan kadın da... Saf tutmak üzere Toplanma gününde
Münafıklar adında... Bilecekler elbet gerçek Kar-zarar
gününü, anacaklar elbet Efendim'in adını ve ününü. Boşanmanın
bir yük, Haram kılmanın bir yok olduğu o günde, hani
dönecek ya her şey Mülk'ün sahibine!.. Hani yazan Kalem,
yazacak ya Hakikati yeniden ve yine O Kalem ne güzel
yazdı!.. Yüksek makamlara yazınca peygamberler kaderini,
Nuh'u Tufana yazdı, denizler yana yazdı.
Cinler aşkına!.. Örtünüp bürünen ile
Örtüye bürünen eşit yaşayacak Kıyamet'i elbet, ve gümüş
tepsilerden saçılacak cennet baharları ayaklarına nevbet
be nevbet. İnsan ki Gönderilenlerden almışken Haberini
sorgunun sualin, nasıl da Çekip çıkardı haramını helalin
ve nası Yüz çevirdi cemilinden Cemal'in? Ah gafil insan!..
Güneş Dürüldüğü ve gök Ayrıldığı vakit,
Ölçüde hile yapanların vay haline!.. Vay haline onların
sema Yarıldığı vakit!..
|