|
Bu durumdan kurtulmak için ne
yapılmalı?
Amerika'lıların tabiriyle 64 bin dolar
değerindeki soru işte bu! Öncelikle her "ne yapmalı?"
sorusunu "ne yapmamalı?" ile tetmim etmek
gerekiyor. İslam ülkelerinin yapması gereken pek çok
şey var. Bununla beraber artık yapmaktan vazgeçmemiz
gereken de pek çok şey var. Burada çok kısaca şunu ifade
etmek mümkün: köklü fikri ve sosyal değişiklikler, bir
süreçtir. Viyana kuşatmasından bugünlere bir günde yahut
bir hata yüzünden gelmedik. Aynı şekilde modern Batı
medeniyeti bugünlere kökleri 14. yüzyilda başlayan bir
sürecin neticesinde geldi. İslam ülkelerindeki pek çok
siyasi ve sosyal program, bu süreç ile kıyaslandığında,
hala çok genç, toy, tecrübesiz.
Öte yandan şu hususun
altını ısrarla çizmek lazım: köklü sosyal dönüşüm ancak
köklü ve derinlikli bir tefekkür hareketi sayesinde
vücut bulabilir. İslam dünyasının en temel sorunu yine
burada yatıyor: estetikten felsefeye, kozmolojiden bilim
anlayışına, bireysel kimlikten eğitim sistemine kadar
her alanda kendi değerler sistemini esas alan bir İslam
medeniyet havzasının yeniden inşası nasıl mümkün olacak?
Bunun hayati bir önemi haiz olduğu aşikar. Descartes'tan
Marx'a kadar modern Batı düşüncesinin temellerini atan
ve onu zirveye taşıyan düşünürlerin toplam sayısı yüzlerle
değil ancak onlarla ifade edilebilecek bir kemmiyete
sahip. İslam dünyası her ne pahasına olursa olsun böyle
köklü bir tefekkür ve yeniden inşa hareketini göze alabilirse,
pek çok siyasi, ekonomik, teknik sorunlarin aşılması
yolunda önemli bir adım atmış olacak. İslam dünyasının
zihinsel ve manevi enerjisini tefekkur alanında yoğunlastırması,
müslümanca bir duruşun temellerini atacak eğitim ve
araştırma imkanlarını sağlaması, bu uzun ve zorlu yolculuğun
vazgeçilmez unsurlarından biri. Şu Çin atasözünü akılda
tutmakta fayda var: Bin millik bir yürüyüş dahi bir
adımla başlar.
*Altınoluk Dergisi Ocak
2002 tarihli nüshasından alınmıştır.
|