|
SEVGİ
VE AŞK
Prof.
Dr. Faruk Beşer
Bir misyonla dünyaya getirilen insan
bu misyonunu ancak dört temel saikle yerine getirebilir:
Sevgi (heyecan, samimiyet ve ihlas)
Bilgi
Eylem (bildikleri ile amel)
Tefekkür
Bu dört temel unsur dengeli ve birbirlerini
koruyarak hareket etmedikleri sürece insanın ve insanlığın
hayatında tıkanmalar ve sapmalar olur. Bu, tıpkı bir
çekmecenin gözünü her iki ucunu beraberce değil de,
sadece bir ucundan itmenize benzer; çekmece yamulacak
ve hareket etmeyecektir.
Gerçi bunların hepsinin bir insanda
toplanması ve daha da ilerisi, dengeli olarak toplanması
çok nadir ve herkese nasib olmayan bir vakadır. Ama
toplumlarda ve cemaatlerde bu dört unsuru temsil eden
insanların yeterince bulunması, meydana gelecek aksaklıkları
önlemeye yetebilir. Aksine, mesela bilgiden ve tefekkürden
uzak bir sevgi, kulluğun (ubudiyetin) yönünü çok kolay
değiştirebilir ve şirkin oluşmasına yol açabilir.
Sevgi de; nefret gibi, kin, haset,
korku vb. gibi bir programdır ve insanın derununda böyle
sayısız programlar vardır. Bu programların yanlış kullanılması,
insandaki adeta bir mikroelektronik sistem olan düzeni
bozar ve insan gayesinden uzaklaşır.
Sevgiyi pek çok çeşide ve sınıfa ayırmışlardır:
"Heva, Alaka, Kelef, Aşk, Şe'af, Lev'a, Şeğaf,
Ceva, Teym, Tebl, Tedlih ve Huyûm gibi (Fıkhu'l-lüğa
267). İbn Kayyim'e göre ise: "Alaka, Sababet,
Ğaram, Aşk (Işk) ve son olarak da Teteyyüm" gibi
(İğase II/1345).
Bütün bunlar "Hubb", yani
"Sevgi" ile ifade edilir ve sevginin merhaleleridirler.
Ancak ona göre "Aşk" Allah'tan (cc) başkasında
takılıp kalan ve artık O'na ulaşmaya engel teşkil eden
kör sevgidir. Bu yüzden Allah için "Aşk" kelimesi
kullanılmaz. İlahi sevgiyi ifade etmek için Kur'an ve
Sünnet "Hubb" kelimesini kullanmıştır. Ama
konuya bir ıstılah seçme hürriyeti olarak bakanlar ve
Allah için de "Aşk" kelimesini kullananlar
da az değildir. Mesela İbn Arabi bunların başında gelir.
|