Konu:  Diyanet Yasa Tasarısı
Tarih:  30.03.2007
Açıklama:

TÜRKİYE’NİN ETKİN DEVLET VE SİVİL TOPLUM VİZYONUYLA ÇELİŞEN BİR GİRİŞİM:

CAMİİ DERNEKLERİNİN İŞLEVİNİ DİYANET’İN ÜSTLENMESİ

Hazırlanan yasa tasarısına göre bundan sonra Camii’nin namaz kılınan yerleri dışında kalan bahçe, lojman ve diğer müştemilat alan ve yapılarının Diyanet’in tasarrufuna devredilmesi planlanmaktadır. Bugüne kadar cami müştemilatı kapsamına giren alan ve yapıların hizmetleri, genellikle camii gönüllüsü kişi ve kuruluşlarının oluşturduğu dernekler tarafından yürütülmekteydi. Bu yasa hayata geçerse bu hizmetlerin de Diyanet tarafından üstlenilmiş olması beklenecektir.

Bu girişim, iki temel açıdan ciddi sorunları içermektedir. Her şeyden önce bu projenin başarıyla uygulanması mümkün değildir. Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanlığı’nın şu an sahip olduğu imkanlar göz önüne alındığında böyle bir işlevi etkin ve verimli şekilde yürütebilmesinin mümkün olmadığını her aklı başında insan kolaylıkla tesbit edebilir. Bu kurumun halen yetki ve sorumluluğu kapsamındaki işlevlerini tam olarak yerine getiremediği gün gibi ortadayken, bir de bu konunun sorumluluk alanına alınması hem kurumun kendisine, hem de vatandaşımızın gözbebeği ibadethanelerine yapılacak bir kötülükten öteye geçemez.

Diğer bir sorun, bu girişimin Türkiye’nin sivil toplum vizyonuna ters düşmesidir. Bugüne kadar gerek camilerin yapımı, gerek yaşatılıp korunması ve gerekse hizmetlerinin yürütülmesinde dernek ve vakıflar şeklinde tezahür eden sivil toplumun katkılarının büyüklüğü ve önemi tartışmasızdır. Türkiye, bilhassa son dönemlerde girilen AB sürecinde benimsediği güçlendirilmiş sivil toplum vizyonu ile, ülkenin yönetilmesinde sivil toplumun yetki ve sorumluluk alanının genişletilmesi yönünde ciddi adımlar atmıştır ve atmaya devam etmektedir. Nitekim en basitinden dernekler kanununda yapılan değişiklikler bunun bir göstergesidir. Ülkedeki hizmetlerin daha etkin ve verimli hale getirilmesi, bu hizmetlerin mümkün olduğunca sivil insiyatifle gerçekleştirilmesinden geçmektedir. Yeni ve geçerli devlet anlayışına göre devletten beklenen, her alanda fiilen icracı olması değil, etkin bir düzenleyici ve denetleyici işlevini gerçekleştirmesidir. Türkiye bu yönde yürürken bir de bu tarz girişimlerle uğraşılması geriye gidişten başka bir sonuç sağlamaz.

Camilerin ve müştemilatının her türlü hizmetinin görülmesinde dernek ve vakıfların, işlerini doğru yapmadığı veya yetersiz oldukları düşünülüyorsa bunun çözümü etkin bir denetimdir. Evet, cami derneklerin tamamının gerçekten arzu edildiği şekilde çalışmadığı, işlevini sağlıklı olarak yerine getirmediği malumdur. Özellikle cami yapımına ve yapının geliştirilmesine etki eden sığ ve estetikten yoksun anlayış, ya da israfa varan harcamalar gibi hususlar, bu derneklerin en sık görülen kusurlarıdır. Ama işte bu sorunları gidermenin yolu da devletin etkin denetimidir. Doğrusu bugüne kadar, cami derneklerinin bu anlamda ciddi olarak ne denetlediğine, ne de aksayan yönlerin düzeltilmesi yönünde girişimde bulunulduğuna şahit olduk. Bizce sorunlar, gerçekleştirilen hizmetler yanında önemsiz bir oranda kalmaktadır.

Türk toplumu, ibadethaneleri ve çevresini inşa edip yaşatma konusunda belki de dünyaya örnek olacak bir model geliştirmiş ve belli ölçüde başarıyla uygulamıştır. Bu modelde aksayan yönlerin olduğu düşünülüyorsa devlet denetimini etkin bir şekilde yapmalı, ancak insanımızın ibadethanelerini yaşatıp koruma yönündeki şevkini kıracak girişimlerden kaçınmalıdır.

Biz İSMET EFENDİ CAMİİ DERNEĞİ olarak camii derneklerinin amacına ve mevcut yasalara uygun şekilde, estetik ve entelektüel kaygının şekillendirdiği bir anlayışla faaliyet göstermesi yönünde her türlü katkıyı yapmaya hazır olduğumuzu duyururuz.

YANYALI MUSTAFA İSMET EFENDİ CAMİİ VE
ÇEVRESİNİ KORUMA, ESERLERİNİ ARAŞTIRMA VE YAŞATMA DERNEĞİ

YÖNETİM KURULU
30 Mart 2007

[ Duyuru Arşivi ]

Son Güncelleme
31.03.2007 13:09
     
  [ Site Haritası ] - [ Destek ] - [ Araçlar ] - [ Kullanım Hakları ]
[
Sık kullanılanlarınıza ekleyin ]
- [ Ana sayfanız yapın ]