Konu:  Bazı basın-yayın haberlerine dair Önemli Açıklama
Tarih:  06.08.2002
Açıklama:

Değerli Bab-ı İsmet Dostları,

Ahıskalı Ali Haydar Efendi Hazretleri'nin hayatı ve çevresinde cereyan eden hadiselerle ilgili bazı İslami basın organlarında son zamanlarda, tarihi gerçeklerle ilgisi olmayan bilgilerin yer aldığı ve bu büyük zatla ilgili suiistimallerde bulunulduğunu üzüntü ile müşahede etmekteyiz. İsmet Efendi Dergahı'nın son dönemdeki bu en mühim şahsiyeti ile alakalı haber ve bilgileri, kendisinin ilim ve zikir meclisinde en yakınında bulunmuş olan ve konu hakkında dosdoğru bilgi verebilecek canlı kaynaklardan ve İsmet Efendi Derneği gibi ciddi bir kurumsal kaynaktan almak yerine, bazı güncel yayın organlarından ve kitlesel söylentilerden almak, takdir edersiniz ki en başta Ali Haydar Efendi merhumun ruhunu incitmektedir. Hadiselere şahid olmuş yakınları ise bu yayınlardan üzüntü duymaktadır. Yönetim kurulumuz, bu tarz yayınların ve söylentilerin siz gerçek Bab-ı İsmet Dostları'nın ve kamuoyunun kafasını karıştırmaması açısından bu duyuruyu yapmayı uygun bulmuştur.

Ali Haydar Efendi Hazretleri hakkında son olarak geçen hafta bir gazetede ve o gazetenin yan ürünü olan haftalık dergide yayınlanan bir yazıda, yine tarihi gerçeklere ve Ali Haydar Efendi'nin üslubuna uymayan şu hususların yer aldığı görülmüştür:

İsmailağa Camii'nin yapımı, Ali Haydar Efendi Hazretlerinin büyük oğlu merhum Şerif Gürbüzler ile, 33 sene kendisine ve dergaha hizmet eden damadı merhum Osman Nuri Nazlı Efendi önderliğindeki hayırseverler tarafından gerçekleştirilmiştir. Hatta Osman Nuri Efendi inşaatta bizzat kendisi de çalışmıştır. Yayın organında söylendiği gibi 'filancanın rüyasında bir kolun işaret etmesi üzerine Mahmut Efendi ve talebeleri tarafından inşa edildiği' hadisesi tamamen gerçek dışıdır. Mahmut Efendi o sıralarda kendisi genç bir talebedir. Cami inşa edildikten sonra ise Osman Nuri Efendi'nin de gayretleri ile Ali Haydar Efendi, Mahmut Efendi'nin bu camiye imam olmasını tensip etmiştir.

Ali Haydar Efendi'den sonra şeyhliğin nasıl devam ettiği konusunda bugün kesin bir dille konuşma imkanımız mevcut değildir. Zira, Osmanlı Devleti döneminde bu tarz postnişinlik makamına oturma hususları, Meclis-i Meşayih ve Şeyhülislamlık gibi ciddi kurumlar tarafından gözetilir ve tescil edilirdi. Ali Haydar Efendi, sağlığında hiç bir halifesini şeyh olarak ilan etmemiş, kimseye açıkça bir icazet vermemiştir. Aday olarak dört adet müridi olduğunu yakınlarına zikretmiş, ancak bunlardan hangisine şeyhliğin verileceğine dair manevi bir işaret gelmediği için, postnişinliği kime bıraktığını söyleyemeden vefat etmiştir.

Ali Haydar Efendi, kendini ilme ve zikre vermiş bir alimdi. Siyaset, hiç bir sohbetinde ve eserinde yer almamıştır. Hal böyle iken, kendisinin o zamanın rejimine açık muhalefetten dolayı hapse atıldığını söylemek tenakuz teşkil etmektedir. Kendisinin hapse atılması, o zamanki istibdat döneminin, bütün alim ve fazıl insanlara karşı yürüttüğü genel yıldırma harekatının bir sonucudur.

'Ali Haydar Efendi'nin İsmet Efendi'nin konağını tekke edindiği' ifadesi de doğru bir ifade değildir. Zira bu mekan, İsmet Efendi tarafından 19. Yüzyılda zaten tekke olarak vakfedilmiş bir mekandı. İsmet Efendi'den sonra burada Halil Nurullah Efendi Hz. ve sonrasında da Bandırma'da Bezzaz Ali Rıza Efendi Hz. ile devam eden silsile, Ali Haydar Efendi'de son bulmuştur. Yalnız bu mekanda ikametinin haksız yere geciktirildiği bilgisi ise doğrudur. Meclis-i Meşayih, bu tekkede ikamet hakkını kendisine vermiş, ancak İttihatçılarla yakın ilişkisi olan Tokat Mebusu Mustafa Haki Bey buraya yerleşmiştir. Ne var ki Hakkın tecellisi gecikmemiş, kısa bir süre sonra M. Haki vefat etmiş ve Ali Haydar Efendi de tekkeye yerleşmiştir.

Bugün, Ali Haydar Efendi adına söylenen bazı ifadeler ve sergilenen görüntüler, kendisinden doğrudan ilim ve feyz almış, şu an hayatta olan ilim ve zikir ehli bazı canlı kaynaklarca ve kendi ailesinden yakınları tarafından hayretle izlenmektedir. Oluşturulan manzaranın, gerek dergahın kurucusu İsmet Efendi Hazretleri'nin ve gerekse Ali Haydar Efendi Hazretleri'nin fikriyatı ve üslubu ile hiç bir alakası olmadığını bildirmektedirler. Temennimiz, Ali Haydar Efendi'nin kendi fikriyatının ve yaşayışının özüne sadık kalınarak izlenmesi, ve bu yolda söylentilerin değil, gerçeklerin zihinlere hakim olmasıdır.

Bu zatlar gibi ilim ve fazilet önderlerinin, bizlerin ve bizden sonrakilerin hayatlarına ışık tutmasını Allah ZülCelal'den niyaz ediyoruz.

Saygılarımızla,

YANYALI MUSTAFA İSMET EFENDİ CAMİİ VE MÜŞTEMİLATINI KORUMA, ESERLERİNİ ARAŞTIRMA VE YAŞATMA DERNEĞİ YÖNETİM KURULU

Son Güncelleme
14.12.2003 21:00
     
  [ Site Haritası ] - [ Destek ] - [ Araçlar ] - [ Kullanım Hakları ]
[
Sık kullanılanlarınıza ekleyin ]
- [ Ana sayfanız yapın ]