Değerli Bab-ı
İsmet Dostları,
Ahıskalı Ali
Haydar Efendi Hazretleri'nin hayatı
ve çevresinde cereyan eden hadiselerle
ilgili bazı İslami basın organlarında
son zamanlarda, tarihi gerçeklerle
ilgisi olmayan bilgilerin yer
aldığı ve bu büyük zatla ilgili
suiistimallerde bulunulduğunu
üzüntü ile müşahede etmekteyiz.
İsmet Efendi Dergahı'nın son dönemdeki
bu en mühim şahsiyeti ile alakalı
haber ve bilgileri, kendisinin
ilim ve zikir meclisinde en yakınında
bulunmuş olan ve konu hakkında
dosdoğru bilgi verebilecek canlı
kaynaklardan ve İsmet Efendi Derneği
gibi ciddi bir kurumsal kaynaktan
almak yerine, bazı güncel yayın
organlarından ve kitlesel söylentilerden
almak, takdir edersiniz ki en
başta Ali Haydar Efendi merhumun
ruhunu incitmektedir. Hadiselere
şahid olmuş yakınları ise bu yayınlardan
üzüntü duymaktadır. Yönetim kurulumuz,
bu tarz yayınların ve söylentilerin
siz gerçek Bab-ı İsmet Dostları'nın
ve kamuoyunun kafasını karıştırmaması
açısından bu duyuruyu yapmayı
uygun bulmuştur.
Ali
Haydar Efendi Hazretleri hakkında
son olarak geçen hafta bir gazetede
ve o gazetenin yan ürünü olan haftalık
dergide yayınlanan bir yazıda, yine
tarihi gerçeklere ve Ali Haydar
Efendi'nin üslubuna uymayan şu hususların
yer aldığı görülmüştür:
İsmailağa
Camii'nin yapımı, Ali Haydar Efendi
Hazretlerinin büyük oğlu merhum
Şerif Gürbüzler ile, 33 sene kendisine
ve dergaha hizmet eden damadı merhum
Osman Nuri Nazlı Efendi önderliğindeki
hayırseverler tarafından gerçekleştirilmiştir.
Hatta Osman Nuri Efendi inşaatta
bizzat kendisi de çalışmıştır. Yayın
organında söylendiği gibi 'filancanın
rüyasında bir kolun işaret etmesi
üzerine Mahmut Efendi ve talebeleri
tarafından inşa edildiği' hadisesi
tamamen gerçek dışıdır. Mahmut Efendi
o sıralarda kendisi genç bir talebedir.
Cami inşa edildikten sonra ise Osman
Nuri Efendi'nin de gayretleri ile
Ali Haydar Efendi, Mahmut Efendi'nin
bu camiye imam olmasını tensip etmiştir.
Ali
Haydar Efendi'den sonra şeyhliğin
nasıl devam ettiği konusunda bugün
kesin bir dille konuşma imkanımız
mevcut değildir. Zira, Osmanlı Devleti
döneminde bu tarz postnişinlik makamına
oturma hususları, Meclis-i Meşayih
ve Şeyhülislamlık gibi ciddi kurumlar
tarafından gözetilir ve tescil edilirdi.
Ali Haydar Efendi, sağlığında hiç
bir halifesini şeyh olarak ilan
etmemiş, kimseye açıkça bir icazet
vermemiştir. Aday olarak dört adet
müridi olduğunu yakınlarına zikretmiş,
ancak bunlardan hangisine şeyhliğin
verileceğine dair manevi bir işaret
gelmediği için, postnişinliği kime
bıraktığını söyleyemeden vefat etmiştir.
Ali
Haydar Efendi, kendini ilme ve zikre
vermiş bir alimdi. Siyaset, hiç
bir sohbetinde ve eserinde yer almamıştır.
Hal böyle iken, kendisinin o zamanın
rejimine açık muhalefetten dolayı
hapse atıldığını söylemek tenakuz
teşkil etmektedir. Kendisinin hapse
atılması, o zamanki istibdat döneminin,
bütün alim ve fazıl insanlara karşı
yürüttüğü genel yıldırma harekatının
bir sonucudur.
'Ali
Haydar Efendi'nin İsmet Efendi'nin
konağını tekke edindiği' ifadesi
de doğru bir ifade değildir. Zira
bu mekan, İsmet Efendi tarafından
19. Yüzyılda zaten tekke olarak
vakfedilmiş bir mekandı. İsmet Efendi'den
sonra burada Halil Nurullah Efendi
Hz. ve sonrasında da Bandırma'da
Bezzaz Ali Rıza Efendi Hz. ile devam
eden silsile, Ali Haydar Efendi'de
son bulmuştur. Yalnız bu mekanda
ikametinin haksız yere geciktirildiği
bilgisi ise doğrudur. Meclis-i Meşayih,
bu tekkede ikamet hakkını kendisine
vermiş, ancak İttihatçılarla yakın
ilişkisi olan Tokat Mebusu Mustafa
Haki Bey buraya yerleşmiştir. Ne
var ki Hakkın tecellisi gecikmemiş,
kısa bir süre sonra M. Haki vefat
etmiş ve Ali Haydar Efendi de tekkeye
yerleşmiştir.
Bugün,
Ali Haydar Efendi adına söylenen
bazı ifadeler ve sergilenen görüntüler,
kendisinden doğrudan ilim ve feyz
almış, şu an hayatta olan ilim ve
zikir ehli bazı canlı kaynaklarca
ve kendi ailesinden yakınları tarafından
hayretle izlenmektedir. Oluşturulan
manzaranın, gerek dergahın kurucusu
İsmet Efendi Hazretleri'nin ve gerekse
Ali Haydar Efendi Hazretleri'nin
fikriyatı ve üslubu ile hiç bir
alakası olmadığını bildirmektedirler.
Temennimiz, Ali Haydar Efendi'nin
kendi fikriyatının ve yaşayışının
özüne sadık kalınarak izlenmesi,
ve bu yolda söylentilerin değil,
gerçeklerin zihinlere hakim olmasıdır.
Bu
zatlar gibi ilim ve fazilet önderlerinin,
bizlerin ve bizden sonrakilerin
hayatlarına ışık tutmasını Allah
ZülCelal'den niyaz ediyoruz.
Saygılarımızla,
|