Gerçekten,
bu ve benzeri mekanlar, yüzyıllar boyunca toplumun her
kesimine, herkesin kendi meşrebine göre eğitim ve terbiye
veren, her bakımdan kamil insan yetiştirmeye yönelik birer
halk eğitim merkezleri gibiydiler. Hayatın dışında, hayattan
soyutlanmış değil, tam tersine hayatın içinde, Tevhid
esası gereğince her bir insanı kendi yaradılış özelliklerine
göre esas alan, ona, bilme, öğrenme, ve helal kazanç yolunda
kapılar açan, sanatın bütün güzelliklerine taşıyan, sosyal
dayanışma ve yardımlaşmayı sağlayan, kısaca şu dünya üzerinde
mükemmel ve medeni toplumu inşa etmeyi misyon edinmiş
birer sivil toplum örgütü idiler.
Bugün bu müesseselerin aynı öz ve şekildeki
varlıklarından söz edemiyoruz. Peki bu mevcut durum,
yüklendikleri misyonun da bittiği manasına mı geliyor?
Elbette hayır! Yaradılmışların en mükemmelini, yaradılışındaki
öze götürmek ve her bakımdan medeni toplumu inşa etmek
herhalde hiç bir zaman vazgeçemeyeceğimiz idealimiz
olsa gerektir.
O halde yapılacak şey, hayatın her
vechesinde, zamanın ve hukukun gereğine uygun şekilde,
kamil
insan-medeni toplum
inşasına gayret etmektir.
|