Kilise tarihi boyunca, Hıristiyan dini müesseseleri, klerje sınıfı ve Hıristiyan devletlerinin bir çoğu hep bu kutsal misyon faaliyetlerine kendilerini adamışlar ve İncil'in "imdi siz gidip bütün milletleri şakirt edin, onları Baba-Oğul-Ruhulkudüs ismiyle vaftiz eyleyin"(90) sözünü yerine getirebilmek için her türlü yola başvurmuşlardır. Hıristiyan kilise medeniyetinin her türlü düşünceyi baskı ve terör altında tuttuğu Ortaçağ skolastiği döneminde Hıristiyan misyonu Haçlı Seferleri adı altında en barbar şekilde kendini göstermiştir. Sadece Müslüman dünyasında, Hıristiyan misyonu için şehid olabilme vecdi ve heyecanı, o dönem Avrupasında estirilen en korkunç rüzgardı.(91)

Katolik dünyada günümüzde hala adları ve müesseseleri yaşayan, faaliyet gösteren Dominikler, Fransiskenler, Cizvitler ile(92) Ortodoks dünyada faaliyet gösteren "Ortodoks Gençlik Hareketi", Paris'teki "Saint-serge İlahiyat Enstitüsü", New York'taki "Saint Wiladmir Papaz Okulu", Protestanlık dünyasında ise "Genç Hıristiyanlar Evrensel İttifakı" (1855'te Paris'te kurulmuştur), "Genç Kızlar Hıristiyan Birliği İttifakı"(93) gibi bazı hıristiyan teşkilatları bugün bir yandan Hıristiyan birliği için faaliyet gösterirken, diğer yandan Hıristiyan misyonunun gereği için çaba göstermektedirler.(94)

Hıristiyan misyonerlerinin gayesi, yeni hıristiyanlar kazanmak, en azından kendi mensuplarını birlik içerisinde tutabilmek ve Batı emperyalizminin nüfuz alanını genişletmektir. Misyonerlerin, müslümanları Hıristiyanlığa kazanamadıkları takdirdeki taktiği, dinlerinden soğutmak ve dinsiz yapmaktır. Bunun için gizli çalışma metotları geliştirilmiş, insanlara ve yaşadıkları yerlerin özelliklerine göre taktikler bulunmuştur. Kongrelerin birisinde İslam alemindeki tasavvuf ve tarikat anlayışı ve bu anlayışlara olan bağlılık üzerinde durulup tartışılmış; şeyhleri veya ileri gelen müritleri kandırıp kendilerine alet etmek ve onları yanıltmak, bu gayeye ulaşabilmek için de eleman yetiştirip bu teşkilatlara sokmak suretiyle müslümanları ikna edebilecekleri kararına ulaşılmıştır. Çünkü açık düşmanlık, aynıyla mukabeleyi gerektirir. Bu konuda en tesirli silah, ondan gözükerek sinsice yapılanıdır.(95)

Misyonerler taktiklerini her ne kadar sinsice yürütseler de, fırsatını buldukları an İslam'a, müslümanlara ve Hz. Peygamber'e çok insafsız iftiralarda bulunmaktan çekinmemektedirler. Hz. Muhammed'e "Mekke'nin yalancısı" lakabını takmışlar,(96) onun Hıristiyanlığı iyice anlayamadığı, zihninde Hıristiyanlık hakkında karma karışık bir fikir kırıntısı olduğu ve Araplar'a getirdiği dini böyle bir haleti ruhiye içinde tesis ettiği iddialarını ortaya atmışlardır.(97) Misyonerlere göre müslümanlar hiçbir dini anlamıyorlar ve onların kıymetini takdir edemiyorlar,(98) İslam bir takım yanlış anlayış ve görüşlerden meydana gelmiş çirkin bir karışımdır,(99) müslümanlar hırsız, katil ve gericidir.(100) Onları medenileştirmek için misyonerler bütün gayretini sarfedeceklerdir.(101) İslam'ın ruhi cephesi eksiktir ve maddeci bir dindir. Aslında maddeci bir kimlik taşıyan Yahudilik bile maddeci değildir.(102) Müslümanlar dilediği gibi dört kadınla evlenir ve sonra sebepli veya sebepsiz istediği şekilde boşar.(103) Misyonerlere göre özetle İslam eksik bir sistemdir; kadın ise bu sistemde bir köle muamelesi görmüştür.(104)

Hıristiyan misyonerleri bu iftiraları içeren faaliyetlerini, dini teşkilatlar kurarak, dini yayınlar yaparak, okul ve çeşitli müesseseler açarak, yardımlar yaparak, maskeli teşkilatlar kurarak yürütürler. Geçmişte olduğu gibi, bugün de aynı metotlar yürürlüktedir. Bunlar Hıristiyanlığı yaymak için gittikleri ülkenin önce dini, ictimai ve kültürel durumunu incelerler. O ülkenin kültürünü yozlaştırmaya, milleti millet yapan maddi ve manevi değerleri yıkmaya, İslam ülkelerindeki faaliyetlerinde genç neslin dinden ve milli değerlerden uzak yetişmesine çalışırlar. Bundan sonra hiçbir değer tanımayan kişilere, bunalım devrelerinde kurtarıcı din olarak Hıristiyanlığı sunarlar. Hıristiyanlığın kolay, İslam'daki namaz, oruç gibi ibadetlerin zor olduğunu ileri sürerler. Hıristiyanlığın sevgi ve kolaylık, İslam'ın ise zahmet ve şiddet dini olduğunu işlerler. Savaş, yangın, deprem vb. anlarını seçip yardımlarda bulunurlar. Şarkiyatçılar yetiştirip ilmi inceleme adı altında müslüman aydının zihnini bulandırmaya ve kafasına bazı fikirleri sokmaya çalışırlar. Siyasi işleri çok iyi takip edip müslüman ülkelerdeki bazı gelişmeleri gayelerine göre yönlendirmek isterler. Dünya siyasetini, siyasi gelişmeleri yönlendirip, müslüman ülkeleri birbirine düşürüp müslüman sayısını azaltmaya veya müslümanların ellerindeki imkanları heder etmeye çalışırlar. Müslümanların her meselesine el atıp bunları kendileri çözümlemek isterler. Bundan gayeleri, gelişmeleri kendi kontrollerinde tutmak ve menfaat elde etmektir. Tarikatlere adam yetiştirerek veya bazı aşırılarını destekleyerek, onları şu veya bu şekilde tahrik ederek, birtakım gayelerini gerçekleştirmeyi düşünürler. Müslümanların arasına ajan yerleştirmeye özen gösterirler. İlmi, edebi eserlerde, özellikle filmlerde konunun içine ustalıkla Hıristiyanlığa ısındırıcı, hoş gösterici sahneler yerleştirerek kafa ve gönüllere girmeye çalışırlar. Haçlı seferlerinde gerçekleştiremediklerini, modern, ileri bir hayat görüntüsü altında (müzikten tiyatroya, spora, siyasete kadar) çeşitli vesilelerle gerçekleştirmeye, turistik geziler vesilesiyle gittikleri yerlerde kitap dağıtımı, iyilik yapma ve benzeri yollarla propaganda yaparak, Hıristiyanlığı sevdirmeye ve benimsetmeye çalışırlar. Çeşitli yardım kuruluşları kurar veya kurulmuş olanlara girerler. Böylece yoksul ve fakir kimselerle temas kurarlar. Maddi yardım, yakınlık gösterisi, şefkat ve merhamet duyguları altında sempati toplar, insan çalmaya gayret ederler. Zaman zaman diyalogdan bahsederek barışçı bir görünüş altında karşı tarafı pasifleştirmek, yanıltmak isterler.(105)

Misyonerlerin çoğu yaptıkları propagandalarda insanları hıristiyanlaştırmada başarılı olduklarını iddia etmektedirler. Bütün bunlar misyonerlik gibi teşkilatlara yardım elini uzatan kimselerin ve derneklerin daha fazla parasını çekmek içindir. Bunlardan Boldevin adlı bir İngiliz misyoneri, bir grup müslümanı hıristiyan yaptığını iddia etmiş, ancak denetimi altında çalıştığı kurum bu iddianın gerçekliğini ortaya çıkarmak amacıyla bir heyet göndermiştir. Heyet, Boldevin'in çalışmalarıyla dininden dönmüş tek bir müslümana rastlayamamıştır.(106)

[alt bölümler] a b c d e f g h [alt bölümler]
«« 1 2 3 4 5 6 7 8 »»

[ yazdırın ]
[ kaydedin ]
[ başa dön ]
Son Güncelleme
14.12.2003 21:00
     
  [ Site Haritası ] - [ Destek ] - [ Araçlar ] - [ Kullanım Hakları ]
[
Sık kullanılanlarınıza ekleyin ]
- [ Ana sayfanız yapın ]