3. Oryantalizm'in Doğuşu ve Gelişmesi
Oryantalizm, Yakındoğu'dan başlayıp Uzakdoğu'ya kadar uzanan, Kuzey Afrika'yı da içine alan ülkeleri ve bu bölgelerde yaşayan ulusların niteliğini, dil, tarih ve kültürlerini tanıma ve tanıtma amacıyla kurulan araştırma koluna verilen isimdir. Batı'da Doğu ülkelerini bilinçli olarak tanıma isteği M.Ö. IV. yüzyılda Büyük iskender'in seferleriyle başlar. İskender Doğu'yu ele geçirmek için harekete geçtiği zaman aldığı yerleri inceletmek üzere yanında bir bilginler topluluğu da götürür.(70) Bu olay Oryantalist faaliyetlerin ilk şekli olarak kabul edilebilir.

Oryantalizm'in doğuşuna etkisi olan bir çok genel faktör bulunmaktadır. Papalık ve bir çok hıristiyan, kiliselerin birleşmesinden yanaydılar. Doğu hıristiyanlarıyla anlaşmak istiyorlardı. Bunun için de onların dillerini ve kitaplarını tanımak lazımdı. İngiltere, Fransa ve Birleşmiş Provanslar için önemli olan daha çok Doğu ticareti ile Doğu'daki siyasi emelleri idi. Artan ulaşım kolaylıkları sayesinde Maruni(71) alimler Avrupa'ya geliyordu. Nitekim Erpenius 1611'de Conflans'da müslüman bir Faslı tacirle karşılaşacaktır. Katolik ve Protestanlar arasındaki tartışmalarda ön safta yer alan Kitab-ı Mukaddes yorumu da Doğu dillerinin incelenmesine zemin hazırlar. "Arap Dünyası" aleyhindeki tepkiye rağmen tabipler hep İbn Sina ile ilgilenirler. Türk tehlikesi yüzünden Osmanlı Devleti ve İslam'ı daha yakından tanıma ihtiyacı duyulur. Doğu saraylarında sayıları yavaş yavaş çoğalan Avrupalı seyyahlara karşı duyulan tecessüs gittikçe artar. Bu seyyahlar henüz sınırlı alanlarda, bilhassa askerlik sanatında pratik reçeteler getirmektedir. Gittikçe sıklaşan bu ilişkiler ve şartlar günden güne güçlenen bir oryantalistler ağının doğuşunun zeminini oluşturur.(72) Doğu'daki ülkelerin Arap-İslam egemenliği altına girmeleri, bu ülkelerin Batı ile ilişkisinin kesilmesine yol açar. Bu ülkeler hakkında bilgi edinme isteği Rönesans ile birlikte yeniden uyanır. Bu istek başlangıçta Batı'yı yakından ilgilendiren bir çok Yunan felsefecisi ve bilim adamının kaybolan eserlerinin Yunanca asılları yerine Arapça çevirilerinin bulunması, bunlar üzerinde çalışılması sonucunu verir.(73)

Bu teşebbüsten sonra Batı ülkelerinde İslam Dini'ni yakından tanıma çalışmaları gelişir. İslam dünyasında oldukça ilerlemiş bulunan tıp alanındaki çalışmalar ayrıca araştırma konusu olur. Daha önce bireysel olarak sürdürülen çalışmaları bir bilim dalı haline getirmek amacıyla Papa'nın emri üzerine 1250'de Paris Üniversitesi'nde bir Arapça kürsüsü kurulur. Arkasından da Oxford, Bologna, Salamanco ve Roma'da Arapça öğretilmesini konu edinen çalışmalar yapılır. Bu çalışmalar sonucunda başta Kur'an-ı Kerim olmak üzere, Yunan felsefecilerinin eserlerinin Arapça tercümeleri Latince'ye tercüme edilir.(74) Yüzde yüz ideolojik bir itişle misyonerlerin hizmetinde bir faaliyet olarak önce diller öğrenilir ve malzemeler toplanır. Daha ortaçağda, İspanya'da Arapça tetkikleri böyle başlamıştı. Bu misyonerlerin hizmetinde bir faaliyet idi. 1492'de Granada düşünce bu çalışmalar da anlamlarını kaybetti. Ortada Romanca konuşan Mağribli bir azınlık kaldı. Faaliyet, İbrani tetkikleri içinde kaynaştırılarak Roma'da devam edecekti. Zira Papa hükümeti Doğu kiliselerinin birleştirilmesini istiyordu. Evrensel bir kültür peşinde koşan hümanizmle siyasi ve ticari çıkarlar, bu çalışmaları İslami tetkikler bütünü olarak genişletti.(75)

Oryantalizm faaliyetleri çerçevesinde bir çok bilim adamının gayretleri olmuştur. Guillaume Postel (1510-1581) bunlardan biridir. Dillerin ve kavimlerin incelenmesine onun büyük yardımı olmuştur. Ayrıca Doğu ülkelerinde çok önemli yazmalar toplamıştır.(76) Onun öğrencisi olan Joseph Scaliger (1540-1609) de ansiklopedik bilgileri olan bir alimdir. Misyonerlik faaliyetlerini bırakarak oryantalizmle uğraşmaya başlamıştır. Yine Oryantalizm faaliyetlerinin daha kolay yürütülebelmesi için 1586'da Avrupa'da, bir Arapça matbaa kurulmuştur. Matbaayı kuran Toskanya büyük dükası kardinal Medicisli Ferdinand'dır. Bu matbaa misyonerlik faaliyetlerine hizmet ediyordu ama, başlangıçtan itibaren İbn Sina'nın tıbbi ve felsefi eserlerini, nahiv, coğrafya ve matematik kitaplarını da basıyordu. Aynı faaliyet onaltıncı asrın sonlarında ve onyedinci asrın başlarında bilhassa İbn Sina tıbbının daha iyi öğrenilmesi için Paris'te, Hollanda'da ve Almanya'da başlar. İlk Arapça kürsüsü 1539'da Paris'te College de France'da kurulur. Gerçek bir Rönesans adamı olan Guillaume Postel bir takım ders kitapları yayımlar. Ama asıl hizmeti yetiştirdiği öğrencilerdir. Mesela Joseph Scaliger'in kütüphanelerde bulunan yazma koleksiyonları sayesinde alimler ciddi bilgiler elde ederler. Daha ziyade Arapça harfler kullanan matbaa sayesinde, bu konular üzerinde çalışanlar birbirlerinin eserlerinden de kolayca yararlanabilmişlerdir. Bir uzmanlar grubu gramerler, lügatler ve ana metinler gibi vazgeçilmez çalışma araçlarını hazırlar. Bunların başında Hollandalı Erpenius (1584-1624) gelir. İlk Arapça grameri ve sağlam filolojik yöntemlere dayanarak ilk ana metinleri yayımlayan odur. Sonra onun öğrencisi Jakop Golius (1596-1667) gelir. 1680'de Avusturya'da Lorrainli Franz Meninski büyük Türkçe lügatini yayımlar. Doğu bilimlerini inceleyen kürsüler çoğalır. Paris bu alanda tek şehir değildir. F. Ravlenghien (1539-1597) 1593'lerden itibaren Leiden'de Arapça okutur. VIII. Urbain 1627'de Roma'da faal bir araştırma merkezi olan bir propaganda koleji kurar. Edward Pocock 1638'de Oxford'da bir Arapça kürsüsü açar. Uzmanlar çalışma araçlarını, malzemeleri, az çok sınırlı incelemeleri toplarlar. Bazen bu eserlerde toplumda egemen olan ideolojinin etkisiyle yerleşmiş genel görüşle çatışan unsurlar bulunsa da bilginler işlerini sürdürürler. Amaçları şuurlu olarak yerleşmiş imajı düzeltmek veya egemen ideolojiyi yıkmak değildir. Çok defa tutucudurlar. Ama XVII. asrın sonlarıyla XVIII. asrın başlarındaki genel hava onları da etkiler. Artık Hıristiyanlığı göklere çıkarmak ve ne pahasına olursa olsun İslam'a çatmak gibi bir zorunlulukları yoktur. Hıristiyan ideolojisine sadık olduklarına dair samimi veya yalandan bir takım beyanlarda bulunmakla yetinebilirler. Bu da araştırmalarının muhtevasını bozmaz ve tarafsızlıklarına halel getirmez. İdeolojik görecelik bilginlerden önce aydınlarla aydın okuyucuları etkiler. Ama artık hava elverişlidir. Bilginler rahat rahat çalışabilirler. Müslüman Doğu'ya, karşı konmaz bir merak duyanlar gönüllerine göre iş görebilir. Barthelmy d'Herbelot (1625-1695) topladığı oldukça bol malzemeye dayanarak İslam Ansiklopedisi'nin ilk taslağı olan Doğu Kütüphanesi adlı eserini yayımlar. Barthelmy d'Herbelot'un ölümünden sonra Gallant (1646-1715) XVII. asrın başlarında "Binbir Gece Masalları"nın tercümesini yayımlıyarak (1704-1717) Doğu'ya karşı beslenen merakı bir tutku haline getirir.(77) Artık İslam dünyası Deccal'in at koşturduğu bir alem olarak görülmez; Doğu ise, şairane ve egzotik bir medeniyetin vatanıdır.(78)

Bütün bu ayrıntılardan sonra Oryantalizm'in anlamını ve gayesini Edward Said'in şu cümleleriyle özetlemek mümkündür: "Anlaşıldığına göre Oryantalizm, kültür, bilim ve kurumlar tarafından sessizce meydana çıkarılmış basit bir tema yahut politik bir alan değildir. Doğu üzerine yazılmış eserlerin geniş ve yaygın bir kolleksiyonu da değildir. Batı'nın Doğu Dünyası'nı ezmeğe yönelik hain bir "emperyalist komplosu" da sayılmaz ve bu görüşü temsil etmez. Oryantalizm estetik, bilimsel, ekonomik, sosyolojik, tarihe ait ve filolojik metinler aracılığı ile "aktarılmaya" çalışılan bir cins jeo-ekonomik görüşler bütünüdür. Oryantalizm coğrafi bir ayırım değil (Dünya Doğu ve Batı olmak üzere eşit olmayan iki bölüme ayrılmıştır), bir seri "çıkarlar" toplamıdır. Bu çıkarlar bilimsel keşifler, filolojik çalışmalar, psikolojik analizler, manzara tarifleri ve sosyolojik açıklamalarla ayakta tutulmaya çalışılan müesseselerdir. Bu sistem açıkça ayrı bir dünyanın yönlendirilmesi, kullanılması, hatta eritilmesi için gösterilen gayretlerin tamamını kapsar".(79)

Burada Edward Said'in düşüncesine katılmakla birlikte, Oryantalistlerin ideolojik tavırlarının ve faaliyetlerinin bilinç altlarınıdan hiçbir zaman eksik olmadığını belirtmemiz gerekir.

[alt bölümler] a b c d e f g h [alt bölümler]
«« 1 2 3 4 5 6 7 8 »»

[ yazdırın ]
[ kaydedin ]
[ başa dön ]
Son Güncelleme
14.12.2003 21:00
     
  [ Site Haritası ] - [ Destek ] - [ Araçlar ] - [ Kullanım Hakları ]
[
Sık kullanılanlarınıza ekleyin ]
- [ Ana sayfanız yapın ]