Arapça ve İbranice uzmanı, Bologne'da profösör
olan Raymond, müslüman ülkeler için havariler (hıristiyanlığı
yayacak kimseler manasında) yetiştirme gayesiyle
Barselona'ya gider. 1250'de Tunus'da bir studium/medrese
açar. Arkasından 1259'da Barselona'da ikincisini,
1265'de ise Murcie'de üçüncüsünü açar. Dominiko tarikatına
bağlı olan bu zat, müslümanlarla ve İspanya'dan Suriye'ye
kadar ayrılıkçı hıristiyanlarla tartışmalara girişebilecek
kardeşler yetiştirmek ister. Bu yeni organizasyon,
Haçlı Seferleri'nin yanlışlarını ve kötülüklerini
onarmaya çalışır ve Haçlıların yaptığı yolsuzluk ve
haksızlıkları kınayarak, onun yerine artık "misyon"
kavramını gündeme getirir, faaliyetlerini bu isim
altında yürütmeyi sürdürür.(57)
Raymond'un isteği üzerine 1261-1264 yıllarında Hıristiyanlığın
iddialarını yalnız akıl yoluyla ispat etmek için "Summa
contra Gentiles" isimli bir kitap kaleme
alınır. Raymond İspanya'daki misyonerlik faaliyetinde
Summa'dan yararlanmayı düşünen koyu bir hıristiyandır.(58)
1220'de Orient'de doğan ve Dominiko tarikatına
bağlı olan Guillaume, 1273'e doğru Filistin'de, Hz.
Muhammed'in hayatı, Meryem ve İsa ile ilgili Kur'ani
metinler ve XIII. yüzyıla kadar İslam'ın yayılışı
hususunu inceleyen bir kitap kaleme alır. Enkarnasyon
ve Teslis'in İslam bilginlerinin düşüncesiyle çelişmediğini
özetlemeye çalışır. Bu kitap bir iyimserlik tablosu
çizmektedir. Bu çalışma İslam dünyasında çok büyük
bir başarı sağlar. Haçlı seferlerinin yerini basit
ve dostça bir yakınlaşma süreci alır.(59)
Guillaume, Kudüs hükümdarlarının
müşavirlerinden olan bir başpiskopostu. Çok defa diplomatik
görevler yüklenmişti. Sünnilerle Şiiler arasındaki
çekişmeyi, Araplarla Türkler arasındaki ayrılıkları
çok iyi bilirdi. Müslüman yöneticiler arasındaki geçimsizliğin
farkındaydı. Musul Atabek'i Mevdud'un 1113'te Şam'da
katledilişiyle ilgili olarak, "bu işi Şam hükümdarı
Tuğteğin yapmıştır, hiç değilse onun başının altından
çıkmıştır" şeklinde bir yorumda bulunmuştur.(60)
1243 yılına doğru Florance'da doğan Ricoldo,
iyi bir üniversite formasyonu alır ve 1267'de dominikenlerin
papazı olur. Ardından Pise Üniversitesi'nde rektör
olur, fakat sonra Doğu ülkelerine gitmek ister. 1290'da
Bağdat'a varır, Orta Doğu'nun gerçek bir entellektüel
ve dini merkezi olan bu büyük şehrin hıristiyanları
ve müslümanları ile irtibat kurar. Oradaki hıristiyanlar
arasında birbirleriyle çatışma içerisinde olan Maroniler,
Yakubiler ve Nasturiler gibi hareketlerle karşılaşır.
Ricoldo, Asya Kilisesi'ni büyük bir kaos içinde bulur
ve kendisini daha iyi karşılayan müslümanlara doğru
yönelmeye karar verir. Kur'an-ı Kerim'i Latince'ye
tercüme etmek ister fakat sonra bu zor teşebbüsten
vazgeçer. 1291'de Saint Jean d'Acre'ın düşüşünden
sonra iki eser yazar. Birincisi, İsrail peygamberlerinin
uslubu içinde "Ağlamalar, sızlamalar, iniltiler"
kitabıdır. Bu kitabında o, binlerce hıristiyanın hayatına
malolan ve Saint Jeanne d'Acre'ın (1412-1431)(61)
katline sebep olan kardeş katili savaşın trajedisini
tasvir eder. Contra legem Saracenorum isimli eserinde
ise Kur'an'ın analizini yapar. Mesela, Kur'an'da metot,
muhteva, doktrinler ve surelerin düzensiz kompozisyonu
gibi çelişkilerin mevcut olduğunu iddia eder. Diğer
taraftan Ricoldo, müslümanlarla görüşmelerinde tercüman
kullanmamak, kendini kutsal kitap metinlerini anlamaya
vermek, aşk, şevk ve metanet içinde yaşamak gibi prensiplerinin
olduğunu açıklar.(62)
Yakın-Doğu XIII. yüzyılın
sonunda, Kilise'nin en büyük kaygılarından biri haline
gelir. Haçlı seferlerinin başarısızlığı, bir metot
yanlışlığının mevcut olduğunu ortaya koyar. Bundan
sonra gerçek bir hıristiyanlaştırma noktasında kafa
yorulmaya başlanır. Ricoldo'nun orijinal denemesi,
bu yeni metot çerçevesinde anlaşılmaya çalışılır.(63)
"Aydınlatılmış, Tanrı'dan ilham almış
doktor" diye isimlendirilen ve olağanüstü aktivitesiyle
meşhur olan Raymond Lulle, "Katalan (Catalane)
dilinin ve doğu dillerinin öğrenilmesi için gerekli
olan kolejlerin kurucusu, üçyüz kadar yazının yazarı,
büyük bir seyahatci ve mistik literatürün gerçek devi"
diye tanıtılmaktadır. Hıristiyan, Arap ve Yahudi kültürlerini
çok iyi bildiği ve hayatını, bunları birbirine uygun
hale getirmek için vakfettiği ifade edilmektedir.
Majorque'da(64)
Katalan asıllı bir aileden dünyaya gelen Raymond Lulle,
Aragon kralı sarayında parlak bir kariyer sahibi olur
ve evlenir. Otuz yaşına bastığında ailenin bütün sorumluluğunu
karısına bırakır ve tüm zamanını yazmaya, araştırmaya,
dil kolejleri açmaya ve müslümanları hıristiyanlaştırmaya
tahsis eder. Kendi entellektüel haçlı seferi projelerine
kralların ve Kilise'nin dikkatini çekmek için bütün
Avrupa'yı dolaşır. Katolik misyonların temel metinleri
olarak kabul edilen bir çok metnin yazarıdır. Celestin
V (1294) ve Boniface
VIII'e (1296) verdiği
dilekçelerinde, onlardan, yanlış kullandıkları Kilise
hazinelerini açmalarını ister. 1311'de Vienne Konsili'ne
katılır ve Paris, Oxford, Bologne ve Salamanque gibi
bölgelerde doğu dilleri eğitimi yapmak için kolejler
açma hakkını elde eder. Raymond Lulle, hıristiyan,
yahudi ve diğer din mensupları arasında kendi çağında
önem verilen sınıflandırma düşüncesini reddeder. Onun
çağında müslümanların, Asya'nın çeşitli dinlerine
bağlı halkların ve paganların, imansızlar grubunu
oluşturduğu kabul edilmektedir. Fakat onun gözünde
müslümanlar imansız kimseler değillerdir. Bu yüzden
onlarla müstekillen diyalog kurulmasını ister. Yazıları
sayesinde daha sonraki kuşaklar üzerinde etkisi devam
eder. Kilise onun doktrinlerinin değerinin farkına
ancak 1594'de varır.(65)