|
Hıristiyan polemikçilerini
yaşadıkları bölgelere göre iki şekilde ele almak gerekir.
İslam topraklarında yaşayan polemikçilerin başında Jean
Damascene (675-750)
gelir. 675 yıllarında Şam'ın Melkit hıristiyanlarına
mensup bir aile içinde doğan Jean Damascene, ilk önceleri
halife Muaviye'nin çevresinde yer alır. 717-720 yılları
arasında uygulanan Anayasa, zimmilerin, devletin üst
kademelerinde görev yapmalarını yasaklar. Bunun üzerine
Jean, ünlü Saint-Sabbas manastırına gider, keşiş olur
ve birçok eser kaleme alır. Bu eserlerinden sadece,
742'den sonra kaleme aldığı Source de la Connaissance
(Bilginin Kaynağı) ve Livre des Heresies (Sapkınlar
Kitabı) isimli iki eseri muhafaza edilebilmiştir. Halifelerin
çevresinde geçen uzun bir ikameti sayesinde İslam'ı
tanıma imkanı bulmuş ve sıralamış olduğu 103 yanlış
doktrin arasında İslam'ı da saymıştır. O, İslam'ın akaidi
ve uygulamaları içinde zayıf noktalar aramaya çalışmıştır.
İlk önce Hz. Peygamber'in Kitab-ı Mukaddes ve Aryuscu
bir keşiş ile kontakt halinde olduğu iddiasını gündeme
getirir. Hz. Peygamber'e uyku halinde iken gelen vahiy
ile alay eder. Sonra, Kur'an'ın bazı tutarsızlıklar
ve yanlışlar ihtiva ettiğini iddia eder. İsa'nın annesi
Meryem, İsa'nın çarmıhı olayı ve İbrahim'in kurban kıssası
ile ilgili açıklamalarının yanlış olduğunu söyler. Allah'ın
İsa'yı çarmıhtan kurtararak göğe yükselttiği meselesinin
tamamen uydurma olduğunu ileri sürer. Özellikle Hz.
Muhammed'in ahlaki hayatı ve evlilikle ilgili olarak
Kur'an'ın talimatları üzerinde durur.(29)
İslam topraklarında Jean
Damascene'den başka bir çok polemikçi daha vardır. Harran
Melkit papazı Suriyeli Theodore Ebu Kurra (750-825)
bunların en tanınmışlarındandır ve Hz. Muhammed'i cinlerin
emrinde bir sahte peygamber olarak takdim eder. Ayrıca
el-Muhavera beyne'l-Halife el-Mehdi ve Timutavus
el-Baslik isimli eserler kaleme almış olan Bağdat
Nasturi katolikosu Timothee I (728-823),
Tekrit Yakubi papazı Ebu Raita (IX.
asır), Bağdat Felsefe Okulu başkanı Yahya b.
Adi (893-974), Bağdatlı
Yakubi filozof İbn Zur'a (943-1008)
ve bir de Paul d'Antioche (XII.
asır) İslam topraklarında yaşayan diğer polemikçilerdir.(30)
Doğu'daki hıristiyan vaiz
(Jean Damascene gibi)
ve bilginlerin tek amacı, hıristiyanların İslam'dan
ve müslümanlardan etkilenmelerine mani olmaktı.(31)
Bizanslı Basileus Michel III (842-867),
Tanrı ile cevher birliğine sahip ve Baba'da ebedileşmiş
bir Oğul Tanrı inancını reddeden müslümanlardan iki
mektup alır. Basileus, akılcılık adına, hıristiyanlığı
yıpratmaya çalışan bu eleştirileri cevaplandırma işini
Nicetas de Byzance'a (842-912)
verir. Bunun üzerine Nicetas şu kitapları yazar:
Expose de la Doctrine Chretienne et Reponse a la Premiere
Lettre des Agareens (Hıristiyan
Doktrininin İzahı ve Müslümanların İlk Mektubuna Cevap)
Reponse et Refutation
de la Dexieme Lettre des Agareens (Müslümanların
İkinci Mektubuna Cevap ve Red)
Refutation du
Coran (Kur'an'ın Reddi)
Müslümanların mektupları
ve Nicetas'ın cevabı muhtemelen 855-856'dan önceki bir
tarihe aittir. Nicetas'ın cevabı iki kısımdan oluşur:
Birinci kısım "hıristiyan doktrininin tanıtımı"nı,
ikinci kısım ise, "müslümanlara verdiği cevab"ı
ihtiva eder.(32)
Nicetas daha önce apolojist
(savunmacı) iken bu aşamadan
sonra polemikçi olur. Batılılara göre onun, müslümanların
mektuplarına verdiği cevap İslam için bir şok etkisi
yapar. Bundan böyle o, tüm polemikçiler ve Bizanslı
tartışmacıların tümüne ilham kaynağı olur. Nicetas ortaya
atmış olduğu tartışma konularını analiz eder ve İslam'ın
sistematik doktrinal bir kritiğini yapar. Öncelikle,
kendi tartışmacılarına faydalı olması için, müslümanlar
tarafından açılan tartışmalara cevap niteliği taşıyacak
bir doküman hazırlar. İslam'ın yegane gerçek din olduğu,
müşriklerin öldürülmesi kanunu ve Hıristiyanlığa yapılan
eleştirileri açısından İslam'ı ele alır. Kur'an metninin
sistematik bir analizini yapar. İlk on surenin her birine
tam bir bölüm ayırır, sonra daha kısa cevaplarla yetinir.
Burada Kur'an'ın vahiy mahsulü olmadığını, şeytani bir
ilhama dayandığını, sanattan ve güvenilirlikten yoksun
bir kitap olduğunu belirtir. Neticede Ona göre Muhammed
sahte peygamber, Kur'an sahte kitap, İslam da sahte
ve batıl bir dindir. Muhammed ve müslümanlar ise Tanrı'ya
değil, şeytana tapmaktadırlar.(33)
Bizanslı polemikçilere
öncülük eden Nicetas'tan sonra bu hareketin arkası gelir
ve başka polemikçiler de ortaya çıkar. Bunlar genellikle
birbirlerinin yazılarından etkilenmiş ve aşağı yukarı
aynı konuları ele almışlardır. Evode (IX.
asır), Passion des Quarante-deux Martyrs d'Amortium
(Amortiumlu 42 Şehid'in Izdırabı)
ve Bizanslı keşiş Georges Hamartolos (IX.
asır), Chronique Breve (Kısa
Tarih) isimli eserlerinde İslam'a ve onun kitabıyla
peygamberine iftiralara devam etmiştir. Ayrıca Euthyme
Zigabene, Theophane le Confesseur (IX.
asır), Urfalı keşiş Barthelemy d'Edesse,
Jean III. Cantacuzene (1290-1383),
Manuel II. Paleologue (1350-1425)
gibi yazarlar genellikle Jean Damascene, Nicetas ve
Hamartolos'un yazılarından faydalanmışlar ve İslam'a
karşı reddiyeler yazmışlardır. Bunların İslam'la ilgili
ortak görüşü şu idi: Muhammed bir hastaydı. Hastalığı
eşi Hatice'yi o kadar üzmüştü ki, o eşini teselli etmek
ve sakinleştirmek için, yakın bir yerde sürgün hayatı
yaşayan rafizi bir rahibin yardımına başvurmuş ve bu
rahibin müdahelesi Muhammed'i sahte peygamberlik macerasına
itmiştir.(34)
Aynı dönemde Batı Avrupa'da da İslam'a karşı iftiralarla
dolu eserler yazılmıştır. Bunların başlıcaları Alexandre
du Pont'un Le Roman de Mahomet'si ve Jacques
de Voragine'in Legende Dore'sidir. Le
Roman de Mahomet'de Hz. Muhammed geometri, musiki,
astronomi, dilbilgisi, aritmetik, mantık ve hitabette
kuvvetli ve çok bilgili bir kimse olarak gösterilir.
Ticari seyahatlerinden birinde o, Rahip Bahira'ya rastlar.
Bahira ona: "Mahon, sen tamamen şeytana aitsin
ve onun malısın. Senin yapacağın büyük karışıklıklar
sebebiyle İsa'nın şeriatı yıkılacak ve kötü bir şeriat
ortaya çıkacak" vb. şeyler söyler. Yazar ayrıca
Hz. Muhammed'in saralı olduğunu iddia eder. Jacques
Voragine ise "Legende Doree"de Hz.
Muhammed'i papa seçilemediği için hayal kırıklığına
uğrayan ve sarhoş bir şekilde domuzlar arasında ölen,
Roma kilisesinin bir kardinali olarak takdim eder.(35)
Oliver de Paderborn'un
(ö. 1227) Historia
Daiatina ve Historia Regum Terrae Sactae
isimli eserleri ile Thomas d'Aquin'in (ö.
1274) Summa Contre Gentiles ve De Rationibus
Fidei Contra Saracenos, Graecos et Armenos ad
Cantorem Antiochenum isimli eserleri bu dönemde
İslam'a karşı yazılmış reddiyelerden sayılır. XV-XVI.
yüzyıllarda İslam'a karşı reddiyeler devam etmiştir.
Nicolas de Cuse, 1461'de Cribratio Alcorani'yi
yazmış, Ludovico Maracci, Alcorani Textus
Universus adıyla Kur'an'ı Latince'ye çevirmiş, tercümeye
bir önsöz ekleyerek Kur'an'ı tenkit etmiştir. Protestan
reformcular, başta Luther olmak üzere Melanchton,
Bibliander, İslam'a düşmandırlar. Luther
"Kur'an Tanrı'yla ve insanlarla alay etmekten hoşlanan
şeytan tarafından yazılmıştır" demektedir.(36)
|